İç iletişimde ölçüm: hangi metrikler gerçekten bir şey söyler?
Erişim, okunma, etkileşim ve anlama. İç iletişimin etkisini ölçen metrikleri, nasıl toplanacaklarını ve hangi tuzaklara düşülmemesi gerektiğini anlatıyoruz.
"İletişim iyi mi?" sorusunun cevabı çoğu şirkette bir histir. Oysa iç iletişim, pazarlama kadar olmasa da ölçülebilir bir alandır ve birkaç basit gösterge, çok sayıda varsayımı yerinden eder.
Dört katman
Ölçümü dört katmana ayırmak, hangi verinin neyi söylediğini netleştirir.
Erişim. Mesaj kaç kişiye ulaştı? Bu en temel ve en yanıltıcı katmandır: gönderilen sayısı ile ulaşan sayısı aynı değildir. Saha çalışanlarının kurumsal e-posta hesabı yoksa, e-posta erişimi yüzde yüz görünse de gerçek erişim yarıdır.
Okunma. Kaç kişi açtı, kaç kişi sonuna kadar gitti? Okundu bilgisi burada devreye girer. Kritik duyurularda okudum onayı istemek, hem ölçüm hem hukuki kayıt sağlar.
Etkileşim. Yorum, beğeni, soru, paylaşım. Etkileşim düşükse mesaj ulaşmış ama karşılık bulmamış demektir; bu genellikle içeriğin ilgili olmadığını ya da yorum yapmanın güvenli hissettirmediğini gösterir.
Anlama ve davranış. En değerli ve en zor katman. Yeni süreç gerçekten uygulanıyor mu, talep sayısı azaldı mı, aynı soru tekrar geliyor mu?
Somut göstergeler
Pratikte izlenmeye değer olanlar:
- Duyuru okunma oranı (hedef kitleye göre)
- Kritik duyurularda okudum onayı oranı
- Haftalık aktif kullanıcı / toplam çalışan
- Arama sorguları ve sonuçsuz aramalar
- Yorum ve soru sayısı
- Town hall katılım ve soru sayısı
- Nabız anketi katılım oranı
Sonuçsuz aramalar listesi, bu listenin en az bilinen ama en verimli maddesidir: çalışanların aradığı ama bulamadığı şeylerin doğrudan dökümüdür ve içerik planının en dürüst kaynağıdır.
Üç tuzak
Ortalamaya bakmak. Şirket genelinde yüzde 70 okunma iyi görünür; kırılıma bakıldığında merkez ofiste yüzde 92, sahada yüzde 31 olduğu ortaya çıkar. Ortalama, tam da görülmesi gereken sorunu gizler.
Erişimi başarı sanmak. Gönderim sayısı bir çıktıdır, sonuç değil. Yüz duyuru yayımlamak, iletişimin iyi olduğunu göstermez; muhtemelen tersini gösterir.
Anket yorgunluğu. Ölçmek için sürekli anket göndermek, ölçülen şeyi bozar. Nabız anketleri kısa ve seyrek olmalı, sonuçları paylaşılmalıdır. Sonucu paylaşılmayan anket, bir sonraki ankete katılımı düşürür — çalışan anketleri ve nabız ölçümü yazısında bu döngüyü anlattık.
Ölçümü rutine bağlamak
Ayda bir saatlik bir gözden geçirme çoğu şirket için yeterlidir. Bakılacaklar: en çok ve en az okunan beş duyuru, sonuçsuz aramaların ilk onu, kırılım bazında aktiflik, bir önceki ay alınan aksiyonun etkisi.
Bu toplantının çıktısı bir rapor değil, bir sonraki ayın içerik planındaki iki üç değişiklik olmalıdır. Rapor üretip aksiyon üretmeyen bir ölçüm düzeni, ölçmemekten yalnızca daha pahalıdır.
Kıyas noktası kendinizsiniz
Sektör ortalamalarıyla kıyaslama cazip ama çoğu zaman yanıltıcıdır: ölçüm yöntemleri ve kitle yapıları farklıdır. Anlamlı kıyas, kendi geçmiş verinizdir. Üç aylık trend, mutlak değerden çok daha fazlasını söyler.
Bir istisna: erişim oranı. Saha çalışanlarının şirket iletişimine erişimi yüzde 100 olmalıdır ve bu hedefte kıyas gerekmez. Erişemeyen çalışan, ölçümün dışında kalan çalışandır.
Veriyi karar için kullanın
Ölçümün amacı puan vermek değil, karar vermektir. Okunma oranı düşükse üç soru sorulur: yanlış kanal mı, yanlış zaman mı, yanlış içerik mi? Üçünün de testi kolaydır ve bir ay içinde cevap alınır.
Analitik derinliğini ve hangi verinin nasıl toplandığını intranet analitiği yazısında ele aldık.
Nitel veriyi küçümsemeyin
Sayılar ne olduğunu söyler, neden olduğunu söylemez. Okunma oranının neden düştüğünü anlamak için birkaç kişiyle konuşmak, aylarca veri toplamaktan hızlıdır.
Basit bir uygulama: her çeyrekte farklı ekiplerden altı sekiz kişiyle yarım saatlik görüşme. Üç soru yeterlidir — şirket haberlerini nereden öğreniyorsun, en son ne zaman bir duyuruyu kaçırdın ve ne oldu, hangi bilgiyi bulmakta zorlanıyorsun?
Bu görüşmelerden çıkan cümleler, panolardaki hiçbir grafiğin söyleyemeyeceğini söyler ve yönetime sunulduğunda sayılardan daha çok etki eder.
Gösterge panosu nasıl kurulur?
İzlenecek metrik sayısı azaldıkça pano işe yarar hâle gelir. Dört beş göstergeli bir pano her ay bakılır; yirmi göstergeli bir pano üçüncü ay açılmaz.
Panoda olması gerekenler: hedef kitleye göre erişim oranı, kritik duyuru okunma oranı, haftalık aktif kullanıcı, sonuçsuz arama sayısı ve bir önceki döneme göre değişim. Değişim sütunu, mutlak değerden daha çok konuşulur.
Panonun paylaşılması da önemlidir. İletişim ekibinin kendi içinde tuttuğu veri, yalnızca kendi kararlarını etkiler; yöneticilerle paylaşılan veri, onların davranışını da değiştirir — kendi ekibinin okunma oranını gören bir yönetici, duyuruyu ekip toplantısında tekrar eder.
Hedef koymanın doğru yolu
Mutlak hedefler ("okunma oranı yüzde 80 olacak") genellikle kırılım gerçeğini görmez. Daha sağlıklı olan, en zayıf kırılımı iyileştirmeye odaklanmaktır: sahada yüzde 31 olan oranı yüzde 50'ye çıkarmak, ortalamayı yüzde 70'ten 75'e çıkarmaktan hem daha değerli hem daha ölçülebilirdir.