İntranet başarı kriterleri: projeyi ne zaman "başarılı" sayacağız?
Lansman öncesi kabul kriterleri, üç ay ve bir yıllık hedefler, kullanım dışındaki göstergeler ve başarısızlığın erken sinyallerini okumak.
"İntranet projemiz başarılı oldu mu?" sorusu, çoğu şirkette cevapsız kalıyor — çünkü başarının ne olduğu baştan tanımlanmamış.
Kriterler proje başında yazılmadığında, değerlendirme kişisel izlenimlere kalıyor: birine göre "çok iyi oldu", diğerine göre "kimse kullanmıyor". İkisi de aynı sistemden bahsediyor.
Kriterler ne zaman yazılır?
Proje başında, ihtiyaç tanımıyla birlikte. Geç kalmış her kriter, sonucu meşrulaştırmak için yazılmış gibi görünüyor.
Kriterler üç zaman dilimine ayrılmalı: lansman kabulü, üç ay ve bir yıl. Her biri farklı soruya cevap veriyor.
Lansman kabul kriterleri
Sistemin yayına alınabilmesi için gereken asgari koşullar. Teknik ve içeriksel:
- Tüm çalışanların hesabı açılmış ve erişim test edilmiş (saha dâhil)
- Kritik içerik taşınmış: İK politikaları, iletişim rehberi, sık kullanılan formlar
- Mobilde temel akışlar çalışıyor
- Yöneticiler ve editörler eğitilmiş
- Destek kanalı tanımlı: takılan kime soracak?
- Yedekleme ve erişim kontrolü doğrulanmış
Bu liste, "yayına aldık ama içi boş" durumunu önlüyor — ki en sık görülen lansman hatası bu.
Üç aylık hedefler
Benimsemenin gerçekten olup olmadığı bu dönemde belli oluyor. Ölçülebilir örnekler:
Erişim genişliği. Çalışanların ne kadarı en az bir kez giriş yaptı? Daha önemlisi: tekrar giriş yapanların oranı. Tek seferlik giriş, benimseme değil merak.
Grup bazında kırılım. Ofis kadrosunda yüksek, sahada düşük bir oran, ortalamada iyi görünüyor ama gerçek bir sorunu gizliyor.
Temel akışların kullanımı. İzin talebi gibi süreçlerin ne kadarı sistemden geçiyor, ne kadarı hâlâ e-posta ve kâğıtla?
İçerik canlılığı. Kaç birim içerik üretti? Tek bir departmandan gelen içerik, sistemin kurumsal olmadığını gösteriyor.
Ölçüm altyapısını intranet analitiği yazısında ele aldık.
Bir yıllık hedefler: asıl soru
Bir yıl sonunda bakılması gereken şey kullanım değil, etki:
- İK'ya gelen tekrar eden soru sayısındaki değişim
- Talep ve onay süreçlerinin ortalama tamamlanma süresi
- Duyuru okunma oranları ve okundu onayı gerektiren içeriklerde kapsama
- Yeni başlayanların uyum süresi ve ilk yıl ayrılma oranı
- Çalışan anketinde bilgiye erişim maddelerinin skoru
Bu göstergeler, projenin gerekçesini oluşturan sorunlara gerçekten dokunup dokunmadığını söylüyor. Gerekçelendirme yöntemini iç iletişim bütçesi ve intranet ROI hesabı yazılarında ele aldık; modeli ROI hesaplama aracıyla kurabilirsiniz.
Örnek: iyi görünen ama başarısız proje
Bir şirkette lansmandan üç ay sonra rapor sunuluyor: çalışanların büyük çoğunluğu giriş yapmış, yüzlerce sayfa içerik taşınmış, tasarım beğenilmiş.
Altı ay sonra kullanım düşüyor ve İK'ya gelen soru sayısı değişmemiş durumda.
Sebep, üç ayda ölçülen şeyin yanlış olması: giriş sayısı, lansman duyurusunun ve zorunlu bir eğitimin etkisiydi. Kimse ikinci kez neden geri geleceğini sormamıştı.
Sistemde çalışanın düzenli ihtiyaç duyduğu bir şey yoktu: bordro orada değildi, izin talebi hâlâ e-postayla yürüyordu, vardiya çizelgesi panoda asılıydı.
Ders: benimsemenin motoru içerik miktarı değil, tekrar eden ihtiyaç. Bu ihtiyacın ne olduğunu çalışan personası çalışmasıyla önceden belirlemek gerekiyor.
Başarısızlığın erken sinyalleri
İlk üç ayda şunlar görülüyorsa müdahale zamanı:
- Belirli bir grupta (genellikle saha) kullanım sıfıra yakın
- İçerik yalnızca tek bir departmandan geliyor
- Destek soruları hep aynı ekranla ilgili — bir tasarım sorunu var
- Yöneticiler kendi ekiplerine hâlâ e-postayla duyuru yapıyor
- Eski sistem ya da WhatsApp grupları kapanmadı
Son madde en güçlü sinyal: eski kanal yaşıyorsa yeni kanal kazanmamış demektir. Kanal sadeleştirmesini iç iletişim kanal matrisi yazısında ele aldık.
Ölçümü kime, nasıl raporlamalı?
Kriterler ölçüldükten sonra raporun kime gittiği, ne ölçüldüğü kadar önemli.
Yönetime: üç-dört sayı ve bir cümlelik yorum. Detaylı grafik yığını değil; "şu sorunu çözmek için başlamıştık, şu kadar yol aldık" cümlesi.
İçerik sahiplerine: kendi bölümlerinin verisi. Kimse tüm sistemin ortalamasıyla ilgilenmiyor; kendi sayfasının kaç kez görüntülendiğiyle ilgileniyor. Bu geri bildirim, içerik üretimini en çok teşvik eden şey.
Çalışanlara: yapılan iyileştirmeler. "Bu ay en çok aranan üç konu için yeni sayfa açtık" gibi. Geri bildirim döngüsünün kapandığını göstermek, bir sonraki dönemin katılımını artırıyor.
Raporlama sıklığı: yönetime çeyreklik, içerik sahiplerine aylık, çalışanlara ihtiyaç oldukça. Aylıktan sık raporlama, veriyi gürültüye çeviriyor ve kimse bakmıyor.
Bu döngünün nasıl kurulacağını anket sonuçlarını aksiyona çevirme yazısında benzer bir çerçeveyle ele aldık.
Sık sorulan sorular
Kaç kriter olmalı? Az. Her dönem için üç-beş kriter, on beş kriterden çok daha iyi yönetiliyor.
Hedefler nasıl belirlenir? Başlangıç ölçümüne göre. Mutlak hedefler ("kullanım %90 olacak") yerine değişim hedefleri ("mevcut seviyeden şu kadar artacak") daha gerçekçi.
Başarısız sayılırsa ne olur? Proje iptal edilmiyor; teşhis yapılıyor. Sorun ürün mü, içerik mi, yaygınlaştırma mı? Ayrımı intranet kullanım oranı nasıl artırılır yazısında ele aldık.
Kim ölçmeli? Projeyi yürüten ekip ölçer ama sonuç bağımsız bir gözle değerlendirilmeli. Kendi projesini değerlendiren ekip, iyimser olmaya eğilimli.