Bulut mu kendi sunucumuz mu? İntranet barındırma kararı

Bulut ve şirket içi barındırmanın toplam maliyeti, güvenlik, KVKK, güncelleme yükü, kontrol dengesi ve hangi durumda hangisinin mantıklı olduğu.

İntranet seçiminde en erken verilen ve en zor değiştirilen karar: nerede barındırılacak? Bulut mu, şirketin kendi sunucusu mu?

Karar genellikle teknik gerekçelerle tartışılıyor ama belirleyici olan çoğu zaman kurumsal alışkanlık ve risk algısı.

İki modelin gerçek maliyeti

Bulut (SaaS): Aylık ya da yıllık abonelik. Sunucu, güncelleme, yedekleme ve güvenlik yaması sağlayıcının işi. Maliyet öngörülebilir ve kullanıcı sayısıyla ölçekleniyor. Fiyatlandırma modellerini intranet fiyatlandırma modelleri yazısında karşılaştırdık.

Kendi sunucunuzda (on-premise): Lisans bedeli tek seferlik görünebiliyor ama toplam maliyet başka kalemlerle büyüyor: sunucu donanımı ve yenilenmesi, veri merkezi ya da barındırma, yedekleme altyapısı, güvenlik yazılımları, güncelleme ve yama işçiliği, 7/24 izleme, felaket kurtarma ortamı ve bu işleri yapacak personel.

Üç yıllık toplamda çoğu orta ölçekli şirkette bulut daha ucuz çıkıyor. On-premise'in ekonomik olduğu durumlar genellikle şunlar: zaten kurulu ve kullanılan bir veri merkezi altyapısı, çok büyük kullanıcı sayısı ve mevzuattan gelen kesin bir zorunluluk.

Güvenlik: yaygın yanılgı

"Veri bizim sunucumuzda olursa daha güvenli" algısı yaygın ama otomatik olarak doğru değil.

Bulut sağlayıcıları, tek bir şirketin ayıramayacağı ölçekte güvenlik yatırımı yapıyor: 7/24 izleme, düzenli sızma testi, bağımsız denetim ve hızlı yama. Buna karşılık şirket içi kurulumlarda en sık görülen sorun, güncellenmemiş sistemler: yamanın ertelendiği, sürümün eskidiği ve kimsenin sorumluluğu üstlenmediği kurulumlar.

Doğru soru "hangisi daha güvenli" değil, "hangisini gerçekten sürdürebiliriz". Kendi sunucunuzda çalışan bir sistemi güncel tutacak ekibiniz yoksa, bulut daha güvenlidir.

KVKK ve veri lokasyonu

KVKK, kişisel verilerin yurt dışına aktarımını belirli koşullara bağlıyor. Bulut sağlayıcısı verileri yurt dışında saklıyorsa, aktarımın hukuki dayanağının kurulması gerekiyor.

Bu nedenle sorulacak soru net: veriler fiziksel olarak nerede saklanıyor? Türkiye'de veri merkezi olan sağlayıcılar bu soruyu basitleştiriyor. Yedeklerin nerede tutulduğu da ayrıca sorulmalı — ana veri Türkiye'de, yedek başka ülkedeyse aktarım yine söz konusu.

Envanter ve aktarım kayıtlarının nasıl tutulacağını KVKK veri işleme envanteri yazısında ele aldık.

Örnek: iki şirketin farklı doğru cevabı

Şirket A: 300 çalışan, üç kişilik BT ekibi, hepsi mevcut sistemlerin bakımıyla meşgul. On-premise kurulum, ekibe dördüncü bir tam zamanlı iş yükü ekleyecek. Bulut açık ara mantıklı: ekip güncelleme ve yedeklemeyle değil, kendi işleriyle ilgilenmeye devam ediyor.

Şirket B: Savunma sanayiinde, sözleşmelerinde verilerin şirket ağı dışına çıkmaması şartı var. Zaten işletilen bir veri merkezi ve konusunda uzman bir sistem ekibi mevcut. Burada on-premise bir tercih değil, bir zorunluluk; ek maliyet de peşinen kabul edilmiş durumda.

İki şirket de doğru kararı veriyor — çünkü kararı teknoloji tercihi olarak değil, kendi kısıtları üzerinden kuruyorlar.

Kontrol ve esneklik dengesi

On-premise'in gerçek avantajı güvenlik değil, kontrol: güncelleme zamanını siz seçersiniz, özelleştirme sınırı daha geniştir, entegrasyonlarda iç ağ avantajı vardır.

Bunun bedeli de kontrolün kendisi: her güncellemeyi siz planlar, test eder ve uygularsınız. Bulutta güncelleme sağlayıcıdan gelir; yeni özellikler otomatik olur ama takvimi siz belirleyemezsiniz.

Hangi modelde olursa olsun, kimlik yönetimini merkezîleştirmek işi kolaylaştırıyor; SSO nedir ve kimlik ve dizin entegrasyonu yazılarına bakabilirsiniz.

Çıkış stratejisi: her iki modelde de şart

Hangisini seçerseniz seçin, "buradan nasıl çıkarım" sorusunun cevabı baştan belli olmalı: verilerinizi hangi formatta, ne kadar sürede alabilirsiniz?

Bulutta bu bir sözleşme maddesi; on-premise'de veritabanına erişiminiz var ama içeriğin taşınabilir formata dönüştürülmesi ayrı bir iş. Geçiş sürecini intranet geçiş ve veri taşıma yazısında ele aldık.

Karar matrisi: hangi soru hangi yöne işaret ediyor?

Tartışmayı kısaltmak için altı soruya cevap vermek yeterli oluyor.

Sistemi güncel tutacak tanımlı bir sorumlu var mı? Yoksa bulut. Bu tek soru, kararların çoğunu belirliyor.

Mevzuattan gelen kesin bir veri lokasyonu zorunluluğu var mı? Varsa on-premise ya da yerli veri merkezi kullanan bir bulut sağlayıcı.

Kadronun büyük kısmı saha/mobil mi? Öyleyse bulut lehine: mobil erişim, dış ağdan güvenli bağlantı ve uygulama mağazası dağıtımı şirket içi kurulumlarda ek iş yükü çıkarıyor.

Derin özelleştirme gerekiyor mu? Gerçekten gerekiyorsa on-premise ya da kaynak erişimi veren bir model.

Bütçe yapısı nasıl? Yatırım harcaması mı işletme gideri mi tercih ediliyor? Bu, teknik değil mali bir tercih ama kararı etkiliyor.

Kaç yıl sonra tekrar değerlendireceğiz? Üç yıldan kısa bir ufukta on-premise'in kurulum maliyeti amorti olmuyor.

Altı sorunun cevabı aynı yöne işaret etmiyorsa, ağırlığı ilk soruya verin: sürdürülebilirlik, diğer tüm avantajların ön koşulu.

Sık sorulan sorular

Hibrit mümkün mü? Bazı ürünlerde evet: uygulama bulutta, hassas veri şirket içinde. Karmaşıklık ve maliyet artıyor; gerçekten gerekliyse tercih edilmeli.

Açık kaynak seçenekler on-premise için avantajlı mı? Lisans maliyeti olmuyor ama kurulum, bakım ve güvenlik sorumluluğu tamamen sizde. Karşılaştırmayı açık kaynak intranet seçenekleri yazısında ele aldık.

Çok kiracılı bulutta verim başkasıyla karışır mı? Doğru tasarlanmış bir sistemde hayır; izolasyon veritabanı seviyesinde uygulanır. Mimariyi çok kiracılı mimari ve veri izolasyonu yazısında anlattık ve sağlayıcıya sorulacak soruları SLA ve destek beklentileri yazısında listeledik.

Karar kim vermeli? BT tek başına değil. Teknik değerlendirme BT'nin, ihtiyaç tanımı İK ve iç iletişimin, uyum boyutu hukukun. Süreci intranet maliyeti ve satın alma yazısında ele aldık.