İş kazası bildirimi: süreler, sorumluluklar ve süreç

İş kazası sayılan durumlar, SGK'ya üç iş günü içinde bildirim yükümlülüğü, kolluk bildirimi ve kaza sonrası inceleme. İşverenin en sık yaptığı hatalar.

İş kazası, işverenin en kısa sürede ve en doğru şekilde hareket etmesi gereken durumdur. Buradaki hatalar genellikle ihmalden değil, sürecin kim tarafından, hangi sırayla yürütüleceğinin önceden belirlenmemiş olmasından doğar. Kaza anında kimse mevzuat okumaz; ne yapılacağı önceden yazılmış olmalıdır.

Hangi olaylar iş kazası sayılır?

İş kazası kavramı, çoğu kişinin sandığından belirgin şekilde geniştir. Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu, sigortalının işyerinde bulunduğu sırada meydana gelen olayları iş kazası sayar; ancak kapsam yalnızca fabrika zeminiyle sınırlı değildir.

İşveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle, sigortalı kendi adına çalışıyorsa yürüttüğü iş nedeniyle meydana gelen olaylar da bu kapsamdadır. Aynı şekilde, sigortalının görevli olarak başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda gerçekleşen olaylar ve işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında yaşananlar da iş kazası sayılır.

Buradaki son madde uygulamada en çok şaşırtan noktadır: şirket servisiyle işe gidiş sırasında yaşanan bir trafik kazası iş kazasıdır. Buna karşılık çalışanın kendi aracıyla evden işe giderken yaşadığı kaza, kural olarak bu kapsamda değerlendirilmez. Personel servisi işleten şirketlerin bu ayrımı bilmesi gerekir; servis düzeninin kendisini yemekhane menüsü ve personel servisi yazısında ele almıştık.

Emziren kadın sigortalının süt izni sırasında geçen sürelerde meydana gelen olaylar da iş kazası kapsamındadır. Bu hakların ayrıntısı için doğum izni ve süt izni hakları yazısına bakabilirsiniz.

Bildirim süreleri

Kaza sonrası iki ayrı bildirim yükümlülüğü doğar ve ikisi farklı mercilere yapılır.

Kolluk kuvvetlerine bildirim derhâl yapılmalıdır. SGK'ya bildirim ise kazadan sonraki üç iş günü içinde yapılır. Bu süre takvim günü değil iş günü üzerinden işler, ancak buna güvenip beklemek iyi bir uygulama değildir; bildirimin aynı gün yapılması hem mevzuata uygunluğu garanti eder hem de sonraki adımları hızlandırır.

Üç iş günlük süre kaçırıldığında idari para cezası doğar. Daha önemlisi, gecikmiş bildirim çalışanın geçici iş göremezlik ödeneğini de geciktirir. Ödeneğin nasıl hesaplandığını ve iki günlük bekleme süresinin nasıl işlediğini istirahat raporu ve iş göremezlik ödeneği yazısında anlattık.

Sıkça sorulan bir soru, kazanın sonradan öğrenilmesi durumudur. Örneğin çalışan olayı bildirmemiş, birkaç gün sonra rahatsızlanıp hastaneye gitmiş olabilir. Bu durumda süre, işverenin durumu öğrendiği andan itibaren işlemeye başlar. Bu yüzden küçük görünen olayların da kayıt altına alınması önemlidir.

En sık yapılan hata: "önemli değildi" değerlendirmesi

Uygulamada en yaygın hata, yaralanmanın hafif görünmesi nedeniyle bildirim yapılmamasıdır. Elini hafifçe kesen bir çalışan pansuman yapılıp işine döndüğünde, olay çoğu zaman hiçbir yere kaydedilmez.

Bu değerlendirme iki açıdan risklidir. Birincisi, yaralanmanın ciddiyeti sonradan ortaya çıkabilir ve o noktada bildirim süresi çoktan geçmiş olur. İkincisi, bildirim yükümlülüğü sonucun ağırlığına değil olayın gerçekleşmesine bağlıdır.

İşleyen kural şudur: her olay kaydedilir, bildirim kararını kayıt üzerinden yetkili kişi verir. Kararı sahadaki kişiye bırakmak, sistematik olarak eksik bildirime yol açar.

Kaza sonrası inceleme

Bildirim yasal yükümlülüktür; incelemenin amacı ise tekrarı önlemektir. İkisi karıştırılmamalıdır.

İyi bir inceleme kusur aramaz, sebep arar. "Dikkatsizlik" bir sebep değildir; dikkatsizliğin neden mümkün olduğunu soran bir inceleme işe yarar. Koruyucu ekipman takılmamışsa neden takılmadığı, prosedür atlanmışsa neden atlandığı, aynı işi yapan diğer kişilerin de aynı yolu izleyip izlemediği sorulmalıdır.

Bulguların yalnızca dosyada kalması ise en yaygın israftır. İnceleme sonucunda alınan önlem, aynı işi yapan tüm ekiplere ulaşmalıdır. Bu noktada iletişim kanalının kim tarafından okunduğunun görülebilmesi önem kazanır; güvenlik bildirimlerinde okundu bilgisinin neden bir uyum kaydı olduğunu kriz iletişimi ve acil durum bildirimi yazısında ele aldık.

Eğitim ve kayıt yükümlülüğü

İş kazalarının önlenmesinde en somut yasal araç, iş sağlığı ve güvenliği eğitimleridir. Bu eğitimlerin belirli aralıklarla tekrarlanması ve katılımın belgelenmesi gerekir. Eğitim kaydının tutulmaması, kaza sonrası incelemede işverenin en zayıf noktasıdır. Yükümlülüğün kapsamını iş sağlığı ve güvenliği eğitim yükümlülüğü yazısında ayrıntılandırdık.

Kayıtların dağınık olması da başlı başına bir risktir. Eğitim tarihleri bir Excel'de, katılım imzaları klasörde, ekipman zimmetleri başka bir yerde duruyorsa, denetim anında tablo bir araya getirilemez. Zimmetli koruyucu ekipmanın takibini zimmet ve varlık yönetimi yazısında ele almıştık.

Süreci önceden yazın

Kaza anında en değerli şey, kimin ne yapacağının önceden belli olmasıdır. Kısa bir talimat çoğu şirket için yeterlidir: ilk müdahaleyi kim yapar, kolluk ve sağlık kuruluşuna kim haber verir, SGK bildirimini kim yapar ve hangi süre içinde, incelemeyi kim yürütür, ailesine kim bilgi verir.

Bu talimatın herkesin ulaşabileceği bir yerde durması ve yılda bir gözden geçirilmesi gerekir. Sorumlu kişilerin işten ayrılmasıyla güncelliğini yitiren acil durum talimatları, sahada sık karşılaşılan bir sorundur; içerik sahipliğinin nasıl kurulduğunu intranet yönetimi ve içerik sahipliği yazısında bulabilirsiniz.

Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır, hukuki görüş niteliği taşımaz. Süreler ve yükümlülükler için güncel mevzuata ve İSG uzmanınıza başvurun.